Aklındaki her soru.
Daha derin oku, Mio'yu daha iyi anla
Neden Yerli Bir Sosyal Ağ? üzerine bu yazı, Mio'nun algoritmasız topluluk yaklaşımının bir parçasıdır.
Diğer yazıları da oku, Mio'yu indir ve gerçek topluluğa katıl.
Neden Yerli Bir Sosyal Ağ? üzerine bu yazı, Mio'nun algoritmasız topluluk yaklaşımının bir parçasıdır.
Diğer yazıları da oku, Mio'yu indir ve gerçek topluluğa katıl.
Bu yazı, Mio üzerine hazırladığımız bir dizinin ilki. Dizinin geri kalanında verinin nerede durduğunu, üreticinin nasıl kazandığını ve bizi farklı kılan şeyleri tek tek anlatacağız. Ama her şeyden önce en zor soruyla başlamak istiyorum.
En sık duyduğum soru şu: "Onca sosyal ağ varken bir tanesine daha neden ihtiyaç var?"
Dürüst cevabım, alışık olduğunuz cevap değil. "Diğerleri kötü, biz iyiyiz" demeyeceğim. O uygulamalar kötü değil — çoğu, dünyanın en yetenekli mühendisleri tarafından, tek bir amaca kilitlenerek yapıldı: dikkatinizi mümkün olduğunca uzun süre ekranda tutmak. Bunu inanılmaz iyi başarıyorlar. Sorun tam da burada.
Çünkü o dikkat bir yere gidiyor. Attığınız her adım — neyi beğendiğiniz, nerede durakladığınız, kimi takip ettiğiniz, gece kaçta uyuyamadığınız — veriye dönüşüyor. O veri sınırların ötesine, başka bir ülkedeki sunuculara akıyor. Ve size geri döndüğünde artık veri değil: sizi bir dakika daha tutmak için tasarlanmış bir reklam, bir bildirim, bir öneri olarak dönüyor. Değer üretiyorsunuz, ama o değer sizden uzaklaşarak dönüyor.
Mio'yu kurarken kendimize sorduğumuz soru "nasıl daha bağımlılık yapan bir uygulama yaparız?" değildi. Soru şuydu: Bu değer, onu üreten insana geri dönebilir mi?
Mio tek bir bahis üzerine kurulu, ve o bahsi açıkça söylüyorum:
Türkiye'nin verisi Türkiye'de kalır — ve bu veri, reklamcıya değil, kullanıcıya ve üreticiye geri döner.
Bu cümle kulağa slogan gibi gelebilir, ama bizim için mühendislik kararlarının ta kendisi. Sunucularımızın nerede durduğundan, hangi veriyi neden topladığımıza; sanal ekonomimizin nasıl işlediğinden, üreticinin cebine ne girdiğine kadar her şey bu tek cümlenin arkasında hizalanıyor.
Bunun üç somut anlamı var, ve önümüzdeki haftalarda her birini ayrı ayrı, kanıtlarıyla anlatacağım.
Birincisi: yerli olmak. Bu bir bayrak meselesi değil, bir egemenlik meselesi. Verinizin yurt içinde durması, kimin ona eriştiğini, hangi kurallara tabi olduğunu ve bir sorun olduğunda kime hesap sorabileceğinizi bilmeniz demek. KVKK sadece bir uyum yükümlülüğü değil; kullanıcının hakkını koruyan bir zemin. Biz bu zemini bir engel değil, bir söz olarak görüyoruz.
İkincisi: datanın gücü. Veri kötü bir şey değil — veriyle ne yaptığınız önemli. Aynı veri, sizi manipüle etmek için de kullanılabilir, deneyiminizi gerçekten iyileştirmek için de. Fark, şeffaflıkta ve niyette. Biz ne topladığımızı, neden topladığımızı ve karşılığında size ne verdiğimizi saklamıyoruz. Veri bir silah değil, bir pusula olmalı.
Üçüncüsü: üreticinin kazandığı bir ekonomi. Sosyal ağların çoğunda içerik üreticisi, platformun asıl değerini yaratan ama en son sırada kazanan taraftır. Mio'nun sanal ekonomisi bunu tersine çevirmek için tasarlandı: analitik, üreticiyi izlemek için değil, üreticinin görünürlüğe ve gerçek gelire ulaşması için çalışır. Değeri üreten kişi, o değerden pay almalı.
Yanlış anlaşılmak istemem. Mio'yu "yerli olduğu için tercih edin" demiyorum. Yerlilik bir reklam sloganı değil, bir sorumluluk. Bir uygulamanın Türkiye'de yapılmış olması onu otomatik olarak iyi yapmaz — iyi yapan şey, o yakınlığı kullanıcının lehine kullanmasıdır.
Türkçe düşünen bir ekip, Türkçe konuşan bir topluluğu daha iyi anlar. Buradaki mizahı, iletişim tarzını, gündelik ihtiyaçları çeviriden geçmeden kavrar. Bir sorun olduğunda muhatabınız okyanus ötesinde bir destek formu değil, aynı saat diliminde, aynı dili konuşan bir ekiptir. Bizim iddiamız bu yakınlığı somut bir farka çevirmek — ve bu farkı laf olsun diye değil, ürünle kanıtlamak.
Bu yazı bir manifesto, ama boş bir manifesto olmasını istemiyorum. Önümüzdeki haftalarda yukarıda verdiğim her sözü — verinin nerede durduğunu, üreticinin nasıl kazandığını, algoritmanın kimin elinde olduğunu — tek tek açacağım. İddia edip geçmeyeceğim; nasıl çalıştığını göstereceğim.
Mio hâlâ büyüyen, her gün kullanıcı geri bildirimiyle şekillenen bir ürün. Mükemmel olduğunu iddia etmiyorum. İddia ettiğim tek şey, doğru soruyla yola çıktığımız: bir sosyal ağ, onu var eden insanların aleyhine değil, lehine çalışabilir mi?
Biz bunun mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu diziyi de tam olarak bunu kanıtlamak için yazıyoruz.
Yolculuğun geri kalanını görmek istiyorsanız, diziyi takip edin — bir sonraki yazıda en temel soruyla başlıyoruz: veriniz şu anda tam olarak nerede duruyor, ve bunu hiç sordunuz mu?
Mio, Türkiye'nin verisini Türkiye'de tutan, değeri kullanıcıya ve üreticiye geri döndürmeyi amaçlayan bir sosyal ağ. Diziyi kaçırmamak için bültenimize abone olun.